6 Ağustos 2012 Pazartesi

İSTANBUL VARDI Bİ


    Güneşsiz bir Ankara...
    Ve güneşsiz bir Pazartesi..
    Olumlu tüm yönler zihnimde teker teker yok olurken yazmaya başladım ve aslında içimin sıkıntısının çözümünü bulduğumu anladım.

     Hava oldukça serin mesela.. Ayaklarımı üşütecek kadar.
     Dışarıdan mutlu çocuk sesleri doluşuyor evime, oyunlar oynayan.Bu da iyi bir şey..
     Eşime bir sürpriz yapıp onu şaşırtmak ve güzel mesajlarını almak da günümün jübilesiydi aslında bana. Daha ne olsun ki.. Şükür böyle zamanlar için değil mi ki aslında..



   
     Bu fotoğrafı 2011'in Ocak ayında çekmiştim.O zamanlar yeni makinemi daha almamışım tabii.. Babamdan adeta çarptığım(!) odaklama hatalı makineyle çekildi bu fotoğraf. Nikon D50 ürünüdür. Burada da mevcuttur dahası ile.. ;) Elime aldığım ilk Dslr makineydi D50. Aynı yılın Nisan ayında da şimdiki makinem, kıyamadığım D90'ımı almıştım.Şimdilerde onunla yapıyorum çekimlerimi.
     Ankara'da her ne kadar İstanbul kadar fotoğraflanacak kadraj olmasa da alıştıkça bulacağımı ümid ediyorum.Bu beton şehir, eşimin tabiriyle "yalnızca gece arabayla geçmesi güzel" olan şehir beni de kendi sakinlerine katmaya çalışsa da yenilmeyeceğim inşallah :)  Hızlı yaşantım, her gün erkenden kalkıp kendimi İstanbul'un serin kollarına attığım o günler şimdi anılarda olsa da; bir gün (çoook yıllar sonra bir gün), Yol Arkadaş'ımla birlikte oraya yerleşme hayyalerimizi seviyorum..
     Ben daha çocuk yaşlardeyken İstanbul'un televizyon dizilerinde gördüğüm sokaklarına aşık olmuştum. Büyük hayaldi gidip görmek...Şimdi benim için en büyük maceralar olarak yazıldılar anı defterime. Mesela şöyle bir yerde yaşamk sizce de oldukça sevimli olmaz mıydı?



     ya da yine aynı semtin bir başka sokağında..


     Burası İstanbul'un en sevdiğim semti. Anadolu Yakası'nın en güzel mahallesi.. Üsküdar Kuzguncuk...
     Gidenler bilir.. Yıllar önce bir dizi vardı Ekmek Teknesi diye.. İşte o aile dizisinin çekildiği sokak.
     Burasının ayrı bir havası var. İstanbuldaymışsın ama; sanki o kargaşa aslında hiç yokmuş, hiç olmamış gibi.. Ana cadde üzerinde sol tarafta Ekmek Teknesinin o zamandan beri aynı ismiyle kaldığı fırını var. Yenilerde değiştirilmediyse tabii.. Biraz daha içe doğru ilerlerken yine sol tarafta dizinin Nusret Baba'sının evi, restore edilerek bir kafe haline getirilmiş halde devam ediyor Kuzguncuk serüvenine.
     Evler yüzde doksan eski yapı ve bu nostalji sevenler için ayrı bir güzellik katmış mahalleye. İstanbul'un o eski mahalle kültürünün yaşatıldığı ender yerlerden biri diyebilirim. Biraz daha entellektüel kesimin boş bırakmadığı bir mahalle ama.. :)
     Kafeleri de çok cici ayrıca...
     Onu da bi başka serüvende paylaşırım inşallah..

      İstanbul'la kalın...


3 yorum:

  1. İstanbul... :)
    Aşk'ın felsefesi!
    Yolun düşer zaman zaman umarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle Beyza..
      Pita Kafeye de uğra ;)

      Sil
  2. Ah bu güzel semt kuzguncuk...
    Sokaklarını adım adımmm dolaştığım dolaşmakta oduğum...
    Aşamadığım o güzel cazibesi yokmu şu satırlarda bile dilimi tutan...
    Parası ömrünüz boyunca kazanılacak para kadarda olsa burda bir ev sahibi olma hayali bana yaşatabileceği en büyük dünya hazzı olan semt...
    Selam olsun kuzguncuk...

    YanıtlaSil